damlæltekin
Bir pembe blog
Bir pembe blog
25 Ara

16 Ara
Her yerde istikrarsız olduğum gibi, bu kişisel blog olayında da tam bir faciayım. Bir yazmaya başlıorum, hızımı alamayıp günde 2-3 yazı gönderiyorum. Aradan zaman geçiyor, sesim soluğum kesiliyor. Neden böyleyim ki? Düzensizliği hiç sevmeme rağmen neden bu kadar düzensizim?
Varol’a bakıyorum, maşallah.. Yazacak bir şey bulamasa da boş geçmiyor, saçmalıyor.. Geleceğine yatırım yapıyor.. Tamam tek yazdığım yer blogum değil, 2 adet ajandam var karaladığım. Ama olsun burası farklı, burası biricik. Gaz verin bana!
Neyse, gelelim asıl meseleye..
Acaba geçen sene hiç Açelya’mın parmaklarının gezindiği bu laptobundan yazı yazdım mı? Hatırlamıyorum, ama şu an tam burdayım ve bunu unutacağımı sanmıyorum..
Küçük Afyon gezim bugün start verdi.
Açe’min geppgenişş evinden yazıyorum, yalnız trajik tarafı; bu koca evde tek başına yaşıyor ve ev henüz bir düzen sahibi değil.. Ne kadar şanslı, kendi ayakları üzerinde durmaya başladı bile. Ben hala anne bağımlısı. Aile faktörü insanı çok uyuşuklaştırıyor. Hayata geç atılmak istemiyorum :/ İkinci faktör ise, bu eve beraber çıkmış olabilirdik, şimdi odalar daha dolu ve ev çok daha renkli olabilirdi.
Evin içine girdiğimde gözümde iki kare belirdi;
Evin şuanki hali ve eğer ben gitmiş olmasaydım olacak olan hali..
Off…
İnsan kararlarından pişman olmamalı.. Tam olarak bu eşikteyim. Burda durduğum her saniyede pişmanlığa daha çok yaklaşıyorum..
Bende olmayıp da Açelya’da olan fotoğraflarımıza baktım. Benim olduğum, ama benim daha önce görmemiş olduğum fotoğraflar..
Neler kaybettim ben, neler yitirdim.. Ama her şeye rağmen hayat getirdiği tüm eksi ve artılarıyla çok güzel..
11 Ara
1. İşaret / saat: 13.30