damlæltekin

Bir pembe blog

Follow me on TwitterRSS Beslemeleri

  • Anasayfa

Veteriner vs. Bal

19 Tem

damlæltekin tarafından Bir damla bal kategorisinde yayınlanmıştır

Yorum yok

Veterinere gittik bugün Balımla..

Bir kaç gündür sekmesinin sebebini bugün şişmiş ayağını görünce anladım. Ayağına sivri bir şey saplanmış ve o da çıkarmak için ayağını yemekten yara yapmış.

İltihaplanan Ayağına Antibiyotik Uygulamak İsteyen Veteriner
vs.
Veterinerden Nefret Eden Bal


START!

ROUND 1

Ayağına ulaşamasın, ilacı yalamasın diye saldırgan bir boxermışçasına kafasına koruma takması gerekiyordu Bal’ın. Ama benim yağız delikanlım ilk roundu hakemi, yani beni sakatlayarak tamamladı. Kaçmak için elime ve koluma derin kesikler atınca veterinerle başedemeyeceğimizi anlayıp uyuşturma kararı aldık.

ROUND 2

Elimdeki kanları temizledikten sonra :/ 10 dakika sonra uyuşan Bal’ın ayağını traş edip içindeki ne olduğunu tanımlayamadığımız ve oradan nasıl çıktığını kavrayamadığımız ince uzun sivri bir şey çıkardı veteriner. Uyuşmuş olması gereken Balım o kadar korkmuştu ki hala son enerjisini kendini ordan kurtarmak için harcıyordu. Round 2 veterinerin!

ROUND 3

Diğer aşılarını da olmuş şekilde gözü açık şekilde kucağımda yatan biricik kedim ile evin yolunu tuttuk. Yarın ve çarşamba günü tekrar pansuman için dönmek üzere..

Şimdi bitkisel hayatta gibi. Boş boş tek bir noktaya bakıp olduğu gibi yatıyor :/ tepesine klimayı açtım.. Su içmesi ve yemek yemesi yasak, ama 200 promil alkollüler gibi koridorda ilerleyip suya yöneliyor. Tutup alıp tekrar yatırıyorum. Kafasındaki kavanoz gibi şeyin ne olduğunu anlayamadığından yere kapaklanıp duruyor. Sanırım bir kaç saate kendine gelir ve kavanozu ile mücadeleye başlar! Ama çıkarmak yasak!!

İç organları da çalışmadığından bir şey içerse yemek borusu yerine nefes borusundan ciğerlerine gitmesi mümkün. O yüzden son sürat Bal’ı yatırma çalışmaları…

Üfff.. İçimi çok acıtıyor onun böyle olması :/

aşı, bal, kedi, uyuşturma, veteriner, yara

Deja-vu, Rüya, Carpe Diem

13 Tem

damlæltekin tarafından Bir damla blog kategorisinde yayınlanmıştır

2 yorum

6. his, 3 harfliler, rüya alemi gibi terimler beni her zaman ürkütmüştür. Burcumu bile okurken kendimi olağanüstü bir şey yapıyormuş gibi hissedip ürperirim. O yüzden bu tür şeyler, yok sağda solda bişeyler görmek, hissetmek felan hiç olmamasını temenni ettiğim şeylerdir. Kafayı yememe birebir.

Ama Şubat ayından beri çok değişik bir duygu ile yaşıyorum. Şubat ayında başlayan ve zamanla sıklaşan bir deja-vu sorunum oluşmaya başlamıştı. Nerdeyse her gün deja-vu yaşamaya başlamıştım. Anlamını Matrix’ten önce bilmediğim bu terimin şimdi hayatımın göbeğinde ne işi vardı?

3 hafta önce kavradım olayların nasıl geliştiğini. Her zamanki gibi saat 13:30-14 civarlarıydı ve ben uyuyordum. Babam ise hurda ettiğim arabanın yenisini almak için araba sitelerinde gezmekte idi. “Damla, şuraya nasıl giricez!” sorusuyla korku ile zıplayarak uyandım. Uyandığın zaman sakince rüyanı düşünmezsen ne yazık ki ne gördüğünü unutuyor beyin, bilinçaltına gömüyor. Endekslendiğim soru karşısında gece boyu gördüğüm rüyayı unutuverdim, kalktım ve babama yardımcı oldum.

Hava çok kapalı idi o gün. Derken yağmur yağmaya başladı Haziran’ın sonunda. Bu fırsat kaçmaz diyerek kendimi dışarı attım, yağmurun altında yürüdüm de yürüdüm. Evden bayağı uzaklaşmıştım ki yağmur sağanağa, ordan da doluya çevirdi. Duş etkisi yaratan ve kafama gözüme inen bu yağmurdan eve doğru son sürat kaçmaya başladım. Ardından bir deja-vu daha. “Ben bunu yaşamıştım..” Ardından olduğum yerde kalakaldım, çünkü rüyamı anımsadım. Rüyamda sırılsıklam ıslandığımı görmüştüm. Eve geldim, üstümü değiştirdim, deja-vu etkisi devam ediyordu. Oturdum, kafamı topladım ve rüyamın geri kalanını düşünmeye başladım.

Hatırladım. Rüyamın devamında sarı bir elbise giyiyordum ve 5 kızdan oluşan bir grupla kapalı bir eğlence mekanına gidip bir şişe viski içiyorduk. Garipsedim..

1 saat sonra kapı çaldı. “Yağmur yağdığı için mezuniyet partimiz iptal oldu, ama biz bir şey yapmak istiyoruz, Jolly’e gelir misin?”

İnadına sarı giymeden hazırlandım, 5 kız dışarı çıktık ve kızların isteğiyle masaya bir şişe vodka açtırdık…

O kadar korkmuştum ki. Yok artık lan benim gibi dinsiz imansızın böyle STV işi şeylerle naaalakası var diye düşünmeye başladım. Bi yandan da hoşuma da gitti ha bu durum :D Olm geleceği rüyamda görüyorum yaa daha ne olsun :D

Tabii bu bir yere kadar iyi bir şeydi..

Söz konusu olan kötü şeyleri görmek hesaba katmadığım bir şeydi.

Bu çarşamba rüyamda Berkay’ı gördüm. Yere düşmüş kalkamıyordu, bana elini uzatıyordu yardım etmem için ama ona yetişemiyordum. Öyle merak ettim ki onu. 1 haftaya yakındır haber de alamıyordum, kimse de bilmiyordu. Neredeyse ailesine soracak kadar şişmiş bir şekildeydim cuma günü. Pazar’a kadar müddet verdim annesini ya da abisini aramak için..

Cumartesi günü ise başka bir rüya ile mafoldum. Rüyamda babaannem bana sarılmış hüngür hüngür ağlıyordu. “Ne oldu babaanne?!” diye sorup bembeyaz saçlarını okşuyordum. Ama cevap vermiyordu. En sonunda “Ben gidiyorum Damla.” dedi “Nereye babaanne?” dedim, cevap vermedi. 35 yıldır yürüyemeyen babaannem kalktı, kapıdan çıkıp gitti. Uyandığımda hüngür hüngür ağlıyorken buldum kendimi. Anneme, babama, halama bahsettim rüyamdan. Usulca dinlemekle yetindiler..

Kafamı dağıtmak için dışarı çıkmaya hazırlanırken Berkay’ın msnime yazmasıyla kitlendim.

“Berkay, nerdesin sen?”

“Yaklaşık 3 gündür ölmek üzeriyim ben
ya 3 gün önce bişey kaldırıyodum mutfakta
kimse yoktu o sırada bende kaldırırım diye düşündüm
çok ağırdı ama
kaldırdım
5 Adım yürüdüm
belimden tak diye ses geldi
neyse ilk başta çok acımıyodu
her gün koşuya gidiyoruz burda 6 km
4. kmdeydim
yokuş war böyle yokuş aşşağı koşarken aynı sesi bi daha duydum
sonra yürüyemedim bile
kampı aradık
arabayla gelip aldılar beni
yürüyemedim 2 gün
şimdi biraz daha iyiyim”

Daha iyi olduğuna mı sevinsem, kendine dikkat etmediğine mi üzülsem, yoksa rüyama mı şok olsam bilemedim o anda. Tek bildiğim berbat hissettiğimdi. Kendine dikkat et pis zenci, seni ben ellerimle öldürücem, belini tak diye ikiye ben bölücem :/ O yüzden bu zevki bana bağışlamalısın :(

Ve bugün.. Az önce hastaneden geldim. Babaannem fenalaşmış, bilincini yitirmişti. Devlet hastanesine gittim apar topar. İki koluna iki serum bağlamışlardı. Ağzında oksijen maskesi, öyle kötü gözüküyordu ki.. Yanına gittim, “babaaneeem…” dedim. Mavi deryası gözlerini zar zor açıp bana baktı, olmayan dişleri ve içine çökmüş ağzı ile bana gülümsedi. İçim sıcacık oldu.. “Hasta mı oldun?” dedim. “Evett..” dedi anlaşılır anlaşılmaz bir ses tonuyla. Yediği 3 serum ve 2 iğneden sonra kendine yavaş yavaş geliyordu. Ama göğsü öyle tıkanmıştı ki çok gürültülü nefes alıyordu, daha doğrusu almaya çalışıyordu. Şimdi hastanede ve babamla halam yanında..

O kırışmış kolunu ellerimin arasına aldım, çocukken koluyla oynamaya bayılırdım, ama artık kırış kırış olmuştu. Kalksa gitsek istedim.. Gözlerim doldu ve yalvardım “Allah’ım ne olur kurtar onu…”

Bir gün yaşlanacağız.. Eğer hayatın kıymetini bilmiyorsanız ve 5 para etmez lanet şeyler yüzünden canınızı sıkıyorsanız size önerim bir devlet hastanesinin acil bölümünü ziyaret etmeniz.

Doğrularla yaşamak yerine sizi mutlu eden yanlışlarla yaşamak en güzeli. Bir gün babaannem gibi ağzıma su şişesini götürmeye dermanım bile olmayabilir. O yüzden sana katılıyorum Varol; Carpe Diem.. Anı yaşa..

babaannem, deja-vu, rüya

Güneş’in Dünya’ya Sarılma Teşebbüsü

16 Haz

damlæltekin tarafından Bir damla blog kategorisinde yayınlanmıştır

Yorum yok

40 derece sıcaktan bildiriyorum bugün. Bugün bu şehirde yaşayanların kafa derilerinden sular süzüldü. Bugün bu şehirde dolmuş/otobüs kullananların vücut su oranı %50 azaldı. Bugün bu şehirde güneş altında yürümek zorunda kalanların beyin hücrelerinin %30′u öldü. Bugün bu şehirde yaşayanlar anladı ki iğrenç, vıcık vıcık bir yaz hüküm sürecek bu sene.

Ne kadar su içsen de bir şeyler eksik. Duşa girsen etkisi 10 dakika sürüyor zaten.  Sanırım küresel ısınma arttıkça Antalya insanları su kapsüllerinin içinde yaşamaya başlayacak.

“Suyuma biraz buz alabilir miyim?”
“Apla senin kapsülün bujileri meme yapmış! Buz atamayız”

Güneşin dünyaya sarılma teşebbüsüne saçlarımı kestirerek kendimce önlemler almaya çalıştım bugün. Haydi bakalım, sıradaki önlem paketi yaz alışverişi :P

antalya, güneş, sıcak
«12345»102030...Last »
  • RHYTHM ♥

    • Son yorumlar
    • Popüler yazılar
    • Arşivler
    • Ağustos 2010
    • Temmuz 2010
    • Haziran 2010
    • Mayıs 2010
    • Nisan 2010
    • Mart 2010
    • Şubat 2010
    • Ocak 2010
    • Aralık 2009
    • Kasım 2009
    • Ekim 2009
    • Eylül 2009
    • Ağustos 2009
    • Haziran 2009
    • Mayıs 2009
    • Mart 2009
    • Ocak 2009
    • Aralık 2008
    • Kasım 2008
    • Ekim 2008
    • Ağustos 2008
    • Temmuz 2008
    • Haziran 2008
    • Ocak 2008
    • Aralık 2007
    • Ekim 2007
    • Ağustos 2007
    • Temmuz 2007
    • Haziran 2007
    • Mayıs 2007
    • Kız evinun önüne da sereceğum kilimi :) (9)
    • Dünya Gülsün (8)
    • Deja-vu (6)
    • Taymmashin :P (6)
    • “Erkek Dediğin;” Madde 1 (5)
    • Benim Büyük Kararım. (5)
    • yenilendik, temalandık (5)
    • YGS, LYS, hani bizim ÖSS (5)
    • 5 gün girmemek, 6. gün girip 10 tane post göndermek. (4)
    • Kısacık bi tatil molası (4)
    • damlæltekin: ahaha :D evet yau bu bakış açısı beni daha bir nurlu zaat haline getirdi bak şimdii 8)
    • Varol.us' un sahibi: Ne verirsen elinle o gelir seninle derler ya. Olayın baştan sona gelişimini bildiğim için aynı sen g...
    • Varol.us' un sahibi: Baykuş Müzik'i aradım... Albüm daha çıkmamış, 1 ayı bulabilirmiş çıkması.. Çıktığı vakit elinde ...
    • Varol.us' un sahibi: O albümü sana getiren biri olursa çok pis dalarım, en kısa sürede elinde olacağından şüphen olmasın ...
    • t.uĞba!: İyi eğlenceler şimdiden.) Seneye ben de Ege turu yapmak istiyorum.) Karadeniz gerçekten güzel.
    • Varol Aksoy: haha :) yirim yirim :) yaylalarda seke seke yürüycez demekki :D
    • damlæltekin: ne atarlanmışım yauu :D ama öyle ya :/ böcek öldürmek, direk kişilik analizi..
    • yunusbilgi: uzungöl'e gidecek misiniz? orayı görmeden gelirsen karadeniz'e gittimde geldim deme sakın! iyi eğl...
  • Kategorize

    • Bir damla bal
    • Bir damla blog
    • Bir damla fotoğraf
    • Bir damla illüstrasyon
    • Bir damla müzik
  • I love flowers.
    I love pink.
    I'm dainty and dirty; not a trace.
    I party till dawn,
    I shop till dusk.
    That's coz...
    I'm a girl.
    And a beautiful one too

  • Meta

    • Kayıt Ol
    • Giriş
    • Yazılar RSS
    • Yorumlar RSS
    • WordPress.org
  • Sorum var(?)

  • Son twitter mesajlarım

    Loading tweets...
    Beni Twitter'da takip edin!
  • RSS Varoluş’un Blogundan

    • Tivitırdan 2010-09-05 tarihli nutellallar
    • Tivitırdan 2010-08-29 tarihli nutellallar
    • Tivitırdan 2010-08-22 tarihli nutellallar
    • İşte burda eski ramazanlar
    • Şen dul
    • 20 saatlik tatilcik :)
    • Hayırlı Ramazanlar..
    • Kitaplık dolusu anı..
    • Zamandan artana dair.
    • Evelyn Salt ile ortak yönümüz :)
  • RSS Akkoş’umun Blogundan

    • Kalabalik Sehir, Istanbul ve Ben
    • Farkli olsaydi biraz?
    • Proje 2
    • Egitim SART!
    • Kitap Yorumu: Mary Balogh - Asla Unutulmaz
Mystique theme by digitalnature | Powered by WordPress
RSS Beslemeleri XHTML 1.1 Üst