damlæltekin
Bir pembe blog
Bir pembe blog
17 Mar
eveeeet.. bugünkü araştırmamızın konusu parmaklar neden çıtlar? tıpçı değilim, metabolizma ve insan anatomisi hobim de değil.. o yüzden bu sorunun cevabını araştırıp bulmakla yetindim..
En çok ve kolaylıkla çıtlattığımız yerler vücudumuzda en çok bulunan
sürtünmeli eklem yerleridir. Bu tip eklem yerlerinde, örneğin
parmaklarımızda, iki kemiğin birleştiği yerde bir bağlantı kapsülü
vardır. Bu kapsülün içinde kemiklerin hareketleri sırasında buraları
yağlayan bir sıvı vardır. Bu sıvının içinde erimiş halde oksijen,
nitrojen ve karbondioksit gazları bulunur.Vücudumuzda en kolay çıtlatabileceğimiz eklem yerlerimiz
parmaklarımızdır. Parmaklarımız gerilince ve eklem yerlerimiz
düzleşince bu kapsül de gerilir. İçindeki sıvının basıncı azalır ve gaz
kabarcıkları patlamaya başlar. İşte kulağımıza gelenler bu seslerdir.
Patlayan kabarcıklar neticesinde gazlar bu sıvıyı terk eder, sıvı daha
da genleşir ve eklem yerinin hareket kabiliyetini arttırır.
Şüphesiz ki eklem yerinin gerilmesi, bu kapsülün boyu ile sınırlıdır.
Eğer parmaklarınızı çıtlattığınız anda röntgenini de çekerseniz, eklem
içinde oluşan gaz kabarcıklarını görebilirsiniz. Bu olay eklem
yerindeki hacmi yaklaşık yüzde 15-20 artırır.
Aynı parmağınızı arka arkaya çıtlatamazsınız. Bir süre beklemeniz
gerekir, çünkü gaz kabarcıklarının sıvı içersinde tekrar oluşması biraz
zaman alır.
Tüm bu açıklamalar, deneylerle ispatlanmasına rağmen, yine de bu kadar
küçük gaz miktarının bu kadar büyük bir ses çıkartabilmesinin nedeni
hala anlaşılmış değildir. Bu sorunun tatmin edici bir cevabı da henüz
yoktur. Ayrıca detaylı çalışmalar göstermiştir ki, çıtırdama sırasında
iki ayrı ses duyulmaktadır. Birincisinin gaz kabarcıklarının patlaması
olduğu biliniyor. İkinci sesin ise kapsülün uzama sınırına vardığında çıktığı sanılıyor.Evet geldik en çok merak edilen soruya! Parmaklarımızı çıtlatmak
vücudumuz için zararlı mıdır? Bu konuda elde çok az bilimsel çalışma
sonucu vardır. Bir görüşe göre parmak çıtlatmanın eklem yerlerimizdeki
sıvıya bir tesiri yoktur. Diğer bir görüşe göre ise sürekli olarak bunu
yapanlarda ve bunu alışkanlık haline getirenlerde, eklemler etrafındaki
yumuşak doku zarar görmekte, parmaklar şişmekte, dolayısı ile elin
kavrama gücü azalmaktadır.
www.nedeni.com
bu yazıyı okurken kaç kişi parmaklarını kütletti
15 Mar

Selamlaaaaar ^^
Yazmayalı ne de çok, pek de çok olmuş da haberim bile yokmuşş.. Ee malum okul şitresi, vize şeyleri, tatil modu, kumanda elde kıç yerde modları derkeeeen akşam olmuş haberim yokmuş ^^ Özledim yazmayı.. Gerçi günlük tutmaya devam ettim bu yokluğumun sizi üzdüğü günlerde
Ama okutmıcam.. HIH
Neler yapıyorum?
Genel olarak ne yapıyorum ben de bilmiyorum, ama bu aralar vizelere çalışıyorum..
Staj için otel ayarlamakla meşgulüm, ama tipimi gören vazgeçtiğinden hala bulamadım
Sonracımaaaa kitap tüketimi yapıyorum hızlı bi şekilde.. “Neva” “Acı Çikolata” “Beyoğlu Rapsodisi”
Hız mı bu? demeyin.. Çünkü bünyemin 2 aylık bi sürede bu kadar kitabı hazmetmesi mucizevi bişey ^^
Okulumun şeysi olan Turizm Kulübü’de gezilerine başladı.. Onunla geziyorum işte canım sıkıldıkça..
Yurt da yemeklerini bozdu zaten.. benim de midem iyice bozuldu.. Afrikalılara döndüm vala.. Olsun yüzüm güzel, oradan kurtarıyorum
Somalili kız bundan sonra adım
yok öyle cadı felan
)
Ezan okunuyor, müziği kısalım..
2-3 gün önce başıma çok egzotik bi olay geldi ^^
Yurt müdüremiz ısrarlı bir şekilde telefonu çaldırınca üşene üşene kıçımı kaldırmak zorunda kaldım.. Açtım, “Damla sana bir çiçek var” dedi o_O
“Kimden kii??”
“Damla vıttırıvızık* diye birine” (*hatırlıyamiciiim şimdi elalemin soyadısını) “şimdi gönderdim ben çiçekçiyi akşam bir daha gelicek. senin olabilir mi?”
“Yok yahu kim napsın beni o_O”
“Kuşadasından gelmiş”
HÖNK
İki gün önce turizm kulübü ile kuşadasına gitmiştim galiba.. onun “hönk”ü bu :S
“yo.. yok.. yok benim değildir”
“yurtta başka damla yok.. madem öyle tamam canım”
saat 18:00 suları
Zrrrrr!!! Telefon çalar
“aalooo??”
“Damlacım bu çiçekçi gene geldi.. Bıraktı çiçeği gitti.. Gel al madem senin olsun”
Görmemiş gibi başkasına gönderilen çiçeğin kendisine gönderilmişmiş edasıyla hoplaya zıplaya hödük gibi gittim aldım çiçeği ^^ çok da güzeldi kıyamam.. Koydum yatağıma.. Snff Snff kokladım ohh mis gibi
Sonra evin kızları merakla toplandı çiçeğin başına.. Anlattım ben bunlara olanı biteni..
sonra hepimizin aklında şimşekler çakıverdi birden
İkinci öğretim garibim, geç geliyor.. Günü kaçırıyor kıyamam.. E tabi şakayı da yiyen o oluyor ister istemez ^^
Çiçekdeki saçma sapan kartı kaldırırdık ve el yazısı güzel olan bir kızımıza aşk nağmeleri dolu sözler yazdırdık
)
“Bundan sonraki hayatımı seninle geçirmek istiyorum..
Seni Seviyorum.
İsmisi Soyadısı”
Bu şahıs iki-üç gün önce Açelya’ya çıkma teklifi etmiş olan ama kabul görmemek adına kararlaştırılmış, haber bekleyen şahış..
Çiçeği usulca Açelya’nın yatağına bıraktık ve tüylü ötüşken fareler gibi vikleye vikleye güle güle terkettik ortamı..
herkes günlük yaşantısına geri döndü..
saat 20.30
ben ders çalışırkene kapı açıldı ve açelya geldi..
kapının açılması ve atılan çığlık arasında yaklaşık 20sn vardı yoktu ^^
“İnaNmIyOrUmmmMmM!”
katıla katıla gülmek isteyip de gülememek işte böle bişi
ağzın garip bi şekil alıyor, yüz kasların belli belirsiz oynuyor ^^
koşturarak geldii
“damlaaaa çiçeği gördün mü??”
no tepki, sadece “hı hı” ifadesinde bir kafa sallayış
yoksa güleceğim ^^
“ya ben bu çocuğa hayır dicektim.. şimdi nasıl dicem yaa. bi ton para vermiş çiçeğeee”
“yaa dimi dünya para”
“yaa inanmıyorum yaaa.. ilk defa biri bana çiçek gönderiyoo”
üzüldüm bi an, içimi burktu bu cümle.. Sonra silkindim geri.. Nasıl olsa aşık olduğu birinden değil, hayranlarından birinin göndermiş olduğu sanal bir çiçek ^^
“Arayıp teşekkür edeyim”
faslına kadar çiçeğin şokunu yaşamasına izin verdim sonra da
“Şakalannnndıııııııın!!!” diye pöykürdüm
sonra da yedik hepimiz zopayı ^^
Yüzsüzce gidip çiçeği tekrar aldım ve yatağıma koyup koklama aşamasına devam ettim..
hatırlamyıyorum, neye sinirlendim.. Ama birine ya da bişeye sinirimden tuttum çiçeği parçaladım çok geçmeden.. üzerindeki renk renk çiçekleri bölüştük kızlarla ve evin içinde heryerde minik vazocuklar içinde güzel kokulu çiçekler peyda oldu yoktan ^^
ertesi gün saat: bilmemkaç..
“damla.. kızım çiçeğe ne oldu?”
“ımmm semra abla… şeyy.. yok artık ki o çiçek :S”
“kızım sahibi çıktı onun”
“hımm.. selam söyle semra abla..”
Umarım kız gelip saçımı başımı yolmaz
)
bir hikayenin de burada sonuna geldik.. Ben dönerim “istatistik”e, dostlar beni hatırlasın
(
14 Oca
Vallahi psikopata bağlamışım ben.. Şu yurda geldim geleli kız nüfusundan nefret eder hale geldim..
“kızlar pembedir.. sevimlidir.. şirindir.. çişleri bile pembedir..”
HADİ ORDAN!
Onlar çirkefin, gürültücünün, çekemez ve kıskancın önde gidenidirler! Tüm kız nüfusundan nefret etmemi sağlayan yan oda arkadaşlarıma, yemekhanedeki gürültücülere ve gözleriyle birbirini yiyen yurt kısmısına sonsuz tşkler!
Erkek olmak vardı :/ hiç bir sorunsalı olmadan 15 erkek bir arada yaşayabilir.. Ta ki o 15 erkeğin arasına 1 kız girene kadar!!
hepsinin lavabosundan bundan çıksın :@